Da Vinci” Robotu Baş-Boyun Kanserlerinde Görevde

May 18th, 2012

Selma Kasap – Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde baş ve boyun bölgesindeki kanserli tümörlerin hassas neşter teknolojili “Da Vinci” robotuyla alınması ameliyatı başarıyla yapıldı.
Haber: ‘Da Vinci’ Robotu Baş-Boyun Kanserlerinde Görevde

Selma Kasap – Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde baş ve boyun bölgesindeki kanserli tümörlerin hassas neşter teknolojili “Da Vinci” robotuyla alınması ameliyatı başarıyla yapıldı.

Anadolu Ajansı’nın görüntülediği “Da Vinci” robotuyla bu alanda yapılan ilk ameliyat, 80 yaşındaki gırtlak kanseri tanısı konan hastaya, Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Eğitim Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Murat Karaşen’in başkanlığındaki ekip tarafından yapıldı. Ameliyatta hastanın boynuna müdahale yapılmadan, sadece ağzından robotla girilerek tümör başarıyla çıkarıldı.

İkinci ameliyatta da bademcikte gelişen derin yerleşimli kanserli tümör, robot sayesinde çeneye dokunmadan alındı.

Prof. Dr. Karaşen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, robotik cerrahi ameliyatlarının Türkiye’de üroloji, kadın doğum, genel cerrahi gibi belli branşlarda olduğu gibi kulak, burun ve boğazda da yapıldığını ifade etti.

Karaşen, 80 yaşındaki hastaya “Da Vinci” robotuyla yapılan gırtlak kanseri ameliyatının ise baş boyun kanserleri alanında İstanbul’un ardından Ankara’daki ilk uygulama olduğunu bildirdi.

-”Çene yarılmıyor, hasta kısa sürede ayağa kalkıyor”-

Baş-boyun kanserlerinden bademcik kanseri gibi bazı tümörlerin klasik yöntemlerle ulaşılması zor derin yerleşimli olduğunu ve çenenin ortadan ikiye ayrılarak yapıldığını ifade eden Karaşen, ameliyat süresinin de doğal olarak çok uzun olduğunu anlattı.

“Da Vinci” robotuyla gerçekleştirilen ameliyatların hastanın kısa sürede ayağa kalkmasını sağladığını belirten Karaşen, robotun “hassas neşteri” sayesinde, tümöre ulaşmanın çok kolay olduğunu, sağlam ve tümörlü dokunun birbirinden hassas şekilde ayrılabildiğini söyledi.

Karaşen, “Robotik cerrahi sayesinde 5-6 saatlik ameliyat yerine, hastanın çenesine dışarıdan müdahale olmadan, ağız içine girerek 40 dakika gibi kısa sürede ameliyatı tamamlıyoruz” diye konuştu.

Prof. Dr. Karaşen, “Da Vinci” robotunun, genellikle baş boyun bölgesinde normal cerrahi yöntemlerle ulaşımı zor bademcik, dil kökü, gırtlak kanserlerindeki derin tümörlerin çıkarılmasında hem hasta hem de doktora büyük konfor sağladığını kaydetti.

-İki hastane işbirliğine gitti-

Prof. Dr. Karaşen, Sağlık Bakanlığı’na bağlı iki hastane Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi ile Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasında robotik cerrahi alanında önemli işbirliğinin sağlandığını ifade etti.

Karaşen, şunları kaydetti:

“Robotik cerrahi teknolojisi, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde olduğu için kendi hastanemizdeki hastamızı buraya getirerek ameliyat ettik. Bu işbirliği, Türkiye’de sağlık hizmetleri açısından çok önemli ve bu işbirliğinin gerçekleşmesine katkısı olan başta Sağlık Bakanı Recep Akdağ olmak üzere tüm yöneticilere teşekkür ederim.”

Baş-boyun kanserlerine yönelik ilk iki “robotik cerrahi” uygulamasının kendi ekipleri tarafından yapıldığını dile getiren Karaşen, “Ameliyatlarımız çok başarılı. Hastalarımız inanılmaz hızla iyileşiyor. Ağrıları çok az, rahat konuşuyorlar ve beslenmeye başladılar” dedi.

Karaşen, Türk tıp camiasının dünya standartlarını her yönü ile yakaladığını belirterek, “Türkiye’nin tıp alanında bu aşamaya gelmesi biz hekimleri son derece gururlandırıyor” diye konuştu.

- Ankara

Etiketler:

Şekerdeki Büyük Tehlike!

May 18th, 2012

California Üniversitesi tarafından yapılan açıklamaya göre şeker, sigara ve alkol kadar zararlı.

Amerikalı uzmanlar, şekerin alkol ve tütün kadar zararlı ve bağımlılık yapıcı olduğunu öne sürerek, şeker konusunda yasal düzenleme yapılması gerektiği uyarısında bulundu.

California Üniversitesi uzmanları, tüketimi büyük bir hızla artan şeker ve tatlandırıcı maddelerin kontrol altına alınması için vergilendirme gibi uygulamalara ihtiyaç olduğunu belirtti.

Gıdalara eklenen şeker ve tatlandırıcıların modern insanın beslenmesindeki artan payına dikkat çeken araştırmacılar, dünyada şeker tüketiminin son 50 yılda üç kat arttığı belirtiyor.

Çocuklarda obezite konusunda önde gelen bir uzman olan Profesör Robert Lustig, hükümetlerin vergilendirme, şekerli gıda ve içeceklerin okul saatlerinde satışının kısıtlanması ya da belli bir yaşın altındakilere satış yapılmaması gibi uygulamalar önerdi.

“Şeker Bağımlılık Yapıyor ”

California Üniversitesi’nden pediatri uzmanları, şekerin alkol ve tütüne uygulanan kısıtlamaların uygulanmasını gerektirecek özellikte olduğunu öne sürerek, “güçlü şeker lobisine karşı zorlu bir politik mücadele ile karşı karşıya olduklarını” kaydetti.

“Sağlığın Anahtarı Dengeli Beslenme ”

İngiltere Gıda ve İçecek Federasyonu ise bir gıdayı “günah keçisi yapmanın” olumlu bir çaba olmayacağını kaydederek, sağlıklı yaşamın anahtarının “dengeli beslenme” olduğunu savunuyor.

Federasyonun Yöneticisi Barbara Gallani, bulaşıcı olmayan hastalıkların dünya genelinde yarattığı sağlık sorunlarının farkında olduklarını belirterek, duruma karşı harekete geçilmesi gerektiğini doğruladı.

“Ancak hastalıkların nedenleri çok boyutludur ve belirli gıda içeriklerini günah keçisi ilan etmek, tüketicilerin gerçekçi bir beslenme düzeni oluşturmasına yardımcı olmaz” diye konuşan Gallani, sağlıklı yaşamın anahtarının dengeli ve çeşitli bir diyet olduğunu, aynı zamanda fiziksel aktivitenin de gerektiğini vurguladı.

Nature dergisine görüş veren İngiliz Kalp Vakfı araştırma ekibi üyelerinden Doktor Peter Scarborough ise vergilendirme fikrinin değerlendirilmesi gerektiğine ancak öngörülmeyen sonuçları olabileceğine dikkat çekti.

Sağlıksız gıdalara vergi uygulaması yapan ülkeler arasında bulunan Danimarka ve Macaristan’da donmuş yağlar, Fransa’da ise gazlı içecekler bu kapsamda yer alıyor.

Etiketler:

Kanserden koruyan 10 ipucu

May 18th, 2012

Kanserden korkmak yerine, korunmak için önlemler alın”

Haftada yarım kilodan fazla et yemeyin, bol sebze makul oranda meyve tüketin. Her gün işe gider gibi spora gidin. Gece 12’den sonra ışıkları söndürün ve mışıl mışıl uyuyun. Erken teşhis için düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin.
Çocuklarımızı kapalı mekanlarda biriken kanserojen radon gazından korumak için her gün sınıfları ve okulları havalandırın. Onları 13 yaşına kadar cep telefonundan uzak tutun. Bilgisayar ve modemi odasına koymayın, geceleyin de fişlerini çekin!

Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Andaç Argon, günümüzün vebası haline gelen kanserden korkmak yerine önlem almak gerektiğini belirterek, kanserden koruyan on ipucunu verdi.

TÜTTÜRMEKTEN VAZGEÇİN:
1- Sigara: Çalışmalar gösteriyor ki; günde tek bir tane dahi sigara içilmesi, kansere sebebiyet verebilir. Bu bağlamda nargile, puro ve pipo gibi diğer tütün türevlerini içmek ve pasif içicilik de risk taşıyor. Örneğin; bir nargile seansında yaklaşık 50 adet sigara içmiş gibi olduğunuzu unutmayın! Yanınızda sigara içen birisine asla müsamaha göstermeyin.

KİLOYA VE MUTFAĞA ÇEKİ DÜZEN VERİN
2- Beslenme alışkanlığı ve ideal kilo: İdeal kilomuzda yaşarsak, kanserden en uzakta yaşamış sayılırız. Kabaca ideal kilomuz, boyumuzun son iki rakamı veya ondan en fazla 5 kg kadar daha fazlası olarak tanımlanabilir. Tüm yaşamımız boyunca ideal kilomuzu koruyacak bir beslenme sitili yaratmalıyız. Bunun için:a- YARIM KİLO ET: Haftada yarım kilodan fazla et yememeliyizb- BEYAZLARA VEDA: Unlu ve şekerli gıdalardan olabildiğince uzak durmalıyız.c- DOĞRU YAĞ SEÇİN: Mutfağımıza sağlıklı yağlar dediğimiz zeytinyağı, fındık yağı, kanola yağı ve mısır yağı dışında yağ sokmamalıyız.d- BOL SEBZE MAKUL MEYVE: Her gün karışık salata, sebze yemeği ve makul ölçülerde mevsimin meyvelerinden yemeliyiz.e- TÜTSÜLEMEYİN: Kızartma, mangal ve tütsüleme gibi sağlıksız tekniklerle hazırlanmış gıdaları yememeliyiz.f- ALKOLE DİKKAT: Alkolü çok az miktarlarda almalıyız ya da hiç kullanmamalıyız.g- ORGANİKTEN ŞAŞMAYIN: Tüm gıdalarımızın doğal, organik, katkı ve koruyucu maddeler içermeyen gıdalar olmasına özen göstermeliyiz. Sürekli organik ürünler talep etmeliyiz. Genetiği değiştirilmiş gıdalardan uzak durmalıyız.h- YATARKEN YEMEYİN: Yatmadan 3 saat evvel yiyecek tüketimine son vermeliyiz.

İŞE GİDER GİBİ SPORA GİDİN
3- Spor: Gerek ideal kilomuzu korumak, gerekse de bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için düzenli spor yapmalıyız. Haftada en az 3-4 gün, ideali her gün yapılacak olan yarım saatlik tempolu koşu aslında yeterlidir. İlaveten yapılacak aletli, aletsiz egzersizler sağlığımıza ek katkılar sağlayacaktır. İşe gidiyormuş gibi spor salonuna gitmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz.

GECE 12’DEN SONRA IŞIKLARI KAPATIN4-
Düzenli uyku: Erişkinlerin günde 7.5 saat aralıksız uyumaları zorunludur. Ayrıca en geç gece yarısı saat 12’de, ışıksız bir ortamda uykuya geçmemiz lazım ki bizi kanserden koruyan melatonin hormonu salgılanmaya başlasın. Gündüz telafi uykuları aynı faydayı sağlamamaktadır.

OKULLARI VE SINIFLARI HAVALANDIRIN
5- Mesken gazları: Her sabah evimizi, işyerlerimizi, çocuklarımızın saatlerce vakit geçirdiği okullarımızı ve sınıflarımızı 5-10 dakika havalandırıp, gece boyunca biriken başta radon olmak üzere kanserojen gazlardan kurtulmamız lazım. Radon gazı, akciğer kanserinin en önemli nedenlerinden birisidir. Özellikle hiç sigara içmeyen insanlarda görülen akciğer kanserlerinden sorumlu olabilir.

ÇOCUĞUNUZU CEPTEN UZAK TUTUN
6- Elektromanyetik radyasyon: Nükleer bir savaş ya da en son Japonya’da olduğu üzere nükleer bir kaza sonucu maruz kalınacak iyonizan radyasyondan hepimizi daha çok ilgilendiren iyonizan olmayan radyasyondan korunmalıyız. Bunun için:a- CEPE SINIR KOYUN: Beyin gelişimini henüz tamamlanmadığı 12-13 yaşına dek çocuklarımızı cep telefonlarından uzak tutmalıyız. Erişkinlerin de günde en fazla 30 dakika ve kulaklıkla cep telefonu kullanması gereklidir. b- MODEMİ KAPATIN: Küçük ev aletlerinin ciddi elektromanyetik radyasyon yaydığını unutmayın. Gece yatarken odanızda kablosuz modem, cep telefonu vs bulundurmayın. Isıtıcıların yatağınıza en az 2 metre uzaklıkta olmasına dikkat edin. Mümkünse evinizin baz istasyonları ya da yüksek gerilim hatlarından uzakta olmasına dikkat edin.

GÜNEŞTEN KORUNMAYI ÖĞRENİN
7- Güneş: Özellikle yaz aylarında ya da karlı yüksek rakımlı bölgelerde yaşayanların kış aylarında da dikkat etmeleri gereken husus; güneşin tehlikeli ultraviyole-B ışınlarıdır. Yazın saat 10-15 arasında asla denize girilmemeli; sokağa çıkarken de güneşten korunacak şekilde giyinmeliyiz. Özellikle sarışın, çilli ve vücudunda 20’nin üzerinde beni bulunan insanların güneşten korkmaları gerekir. Güneş kremlerinin asla gerçek koruma sağlayamayacağı unutulmamalıdır. Solaryumlara asla gidilmemelidir.

ERKEN TEŞHİS SİZİN ELİNİZDE
8- Koruyucu tıp uygulamaları: Kanserden korunmanın en ucuz ve en etkili yöntemi ona yakalanmamaktır. Bunun için:a- CHECK-UP LÜKS DEĞİL: Herkesin yılda bir kere check-up programına katılması gereklidir.b- HEKİMİNİZLE KONUŞUN: Meme, kalın barsak, rahim ağzı, akciğer ve prostat kanseri gibi bazı kanserlerin rutin tarama programları vardır; hekiminizle bu konuyu konuşun.c- AŞILARI UNUTMAYIN: Bazı aşı programları (hepatit, rahim ağzı gibi) kansere karşı koruma sağlar. d- HORMONDAN UZAK DURUN: Menopoza girmiş kadınlarımızın sıkıntıları için uygulanan hormon replasman tedavisi dediğimiz hormon ilaçlarının yerine başka ilaçlar kullanmalarını tavsiye ediyoruz.e- GENLERE DİKKAT: Genetik yatkınlığı olanlar, onkologları ile risk değerlendirmelerini yapıp, gerekli önlemleri almalı.

PATRONLA KONUŞUN ÖNLEM ALDIRIN

9- Çeşitli kimyasal ve endüstriyel maddelerden korunma:a- İŞYERİ KANSER ETMESİN: Kanserlerin önemli bir kısmında neden, yaptığımız işle ilgilidir. Özellikle işyerlerimizde çeşitli kimyasal maddelere, boya maddelerine ve endüstriyel tozlara (asbest, silika, kömür) maruz kalıyorsak; işverenden endüstriyel hijyeni sağlaması için gerekli önlemleri almasını talep etmeliyiz. Bunun için özel korumalı giysiler ve maskeler, uygun havalandırmalı odalar ve kabinler oluşturulması, düzenli sağlık kontrolleri, sık sık istirahatlar temin edilmelidir.b- NE GİYDİĞİNİZİ BİLİN: Kimyasallara maruz kaldığımız diğer bir husus özellikle uzak doğudan ithal edilen giysiler ve oyuncaklarda kullanılan azo boyarlar ve tehlikeli kimyasallardır. Bu ürünlerden uzak durmalıyız.c- SAÇ BOYALARI MASUM DEĞİL: Saç boyalarının özellikle kan ve kemik iliği kökenli kanserlerde rol oynadığını unutmamalıyız.d- MEVSİMİNDE BESLENİN: Organik olmayan gıda maddelerinde yüksek oranda kimyasallar olduğunu unutmayın. Bu nedenle en iyisi mevsimin sebze ve meyvelerini tüketmektir.e- EGZOZ GAZINDAN KORUNUN: Trafikte uzun zaman geçiriyorsak; başta dizel egzozları olmak üzere bir çok kansere neden olan gazlara maruz kaldığımızı unutmayalım.

STRESLİYİM DEMEYİN ÇÖZÜMLER ÜRETİN
10- Stresle başa çıkma teknikleri: Eğer yaşamımızda ciddi stres oluşturan bir faktör varsa en iyisi ondan kurtulmaktır. Bu mümkün değilse stresle baş etme yöntemlerini uygulamalıyız. Örneğin; düzenli spor yapabilir, seyahat edebilir, hobiler edinebiliriz. Sanatla ilgilenebilir, çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunabiliriz. Bunlar bizi günün stresli rutininde kurtaracaktır. Ruh sağlığımızı tehdit eden stresler için kesinlikle profesyonel destek almalıyız.

Etiketler: